Doğası gereği sosyal bir varlık olan insanlar, gün içinde pek çok ilişki kurarlar. Okulda, iş yerinde, yaşamın her evresinde genel olarak dürtüsel bir biçimde sosyalleşme isteğiyle hareket eden insanlar, bu doğal ihtiyacın bir sonucu olarak birbirleriyle sürekli bir etkileşim ve iletişim süreci içinde olurlar. Bu süreç, beraberinde zaman zaman çatışmayı da getirir. Bu tartışma ve anlaşmazlıkların çiftlerin veya ailedeki bireylerin arasında da yaşanması son derece doğaldır; çatışmasız, her zaman pürüzsüz ilerleyen hiçbir ilişki yoktur. İşte çift terapisi (ilişki terapisi) veya evlilik terapisi şeklinde isimlendirilen terapi yöntemi; evli çiftlerin/eşlerin veya sevgililerin iletişim sürecinde yaşadıkları (bazı durumlarda kronik hale gelen) tıkanıklıkları çözüme kavuşturmak, birbirlerini objektif bir biçimde, kızgınlık ve kırgınlıklarından arınarak değerlendirebilmelerini ve anlayabilmelerini sağlamak, daha sağlıklı bir diyalog geliştirebilmelerini mümkün kılmak gibi hedeflerle uygulanıyor. İlişki içinde bireylerin birbirlerini alttan alma veya boyun eğme gibi davranışlara yönelmek yerine sorunları çözmeye odaklanmalarını sağlamak, eşlerin/çiftlerin birbirlerine karşı olan sorumlulukları üzerine düşünebilmelerini mümkün kılmak ve evliliklerinden veya ilişkilerinden beklentilerini düşürmemelerine olanak tanımak gibi konular da çift terapisi veya evlilik terapisi sürecinde çalışılabilecek konular arasında bulunuyor.

Aile terapisinde ise çekirdek aile içindeki baba ile oğul veya baba ile kız arasındaki çatışma, anne ile oğul veya anne ile kız arasındaki çatışma çalışılabiliyor. Aile büyükleri ve akrabalarla birlikte yaşanan ailelerde, geniş aileyi kapsayan sorunlar da aile terapisinde ele alınan problemler içinde yer alıyor.

Her bireyin hayatı algılayış biçimi, deneyimleri, değer yargıları, inançları ve önyargıları bir diğerinden bambaşka olacağı gibi, içinde büyüdüğü ve sosyalleşmenin ilk evrelerini deneyimlediği ailesinin pek çok olay, durum ve davranışa bakış açısı da farklı olabilir. Kişi tüm bu yaşadıklarından, gözlemlediklerinden, tecrübelerinden süzdüğü ve üzerine kattıklarıyla benlik bilincini ve kişiliğini şekillendirir. Dolayısıyla pek çok aşk hikâyesinde bahsi geçen, yüceltilerek dillendirilen, kişinin “kayıp yarısını bulma” veya “bir elmanın iki yarısı olma” durumu esasen gerçeklik taşıyan bir olgu değildir. Çünkü huy ve pek çok öğreti bakımından birbirinden değişik iki kişinin bir arada yaşaması ve sağlıklı ilişki kurması çaba gerektiren, özen isteyen ve bu özen doğrultusunda daha da güzelleşen benzersiz bir deneyimdir.

Çift ve aile terapisinden hangi durumlarda yararlanılabilir?

Ara ara ilişki içinde keyifsizlik hissi, hayal kırıklığı ve üzüntüler yaşamak gayet doğal ve normaldir. Ancak hâlihazırda ilişkisinde devamlı olarak çeşitli güçlükler yaşayan, eskisi gibi birbirini dinleyemeyen, ilişki içinde mutsuzluk, huzursuzluk, suçluluk ve sıkışmışlık hislerini yoğun bir biçimde yaşayan, daima kavga edip tartışan çiftlerin bir uzmana danışarak çift terapisi sürecini başlatmaları olumlu yönde değişim için ciddi bir adım niteliğinde değerlendirilebilir.  Öte yandan, kavganın tam tersini tercih eden yani birbirleriyle diyaloğu kesen, bu eylemi çatışmalardan kaçınma davranışı olarak bir alışkanlık haline getiren ve bunun bir sonucu olarak giderek birbirinden uzaklaşan çiftlerin de keza bir uzmandan bu yönde destek almaları, ilişkiye ve değişime bir şans daha sunmak açısından faydalı olabilir. Tüm bunların yanı sıra ilişkisini daha iyiye yöneltmek, birbirini daha iyi çözümlemek ve daha kaliteli bir iletişim süreci yaratmak isteyen çiftlerin de çift terapisi sürecinden yarar sağlamaları olasıdır. Çift terapisi sayesinde kişiler, ilişkilerinin başladığı ilk zamanlarda hissettikleri uyuma yeniden kavuşabilme fırsatını yakalayabilirler. Ayrıca eğer ilişkide cinsel hayat açısından sıkıntılar yaşanıyorsa, yaşam kalitelerinin iyileştirilmesine paralel olarak daha kaliteli bir cinsel yaşama sahip olabilirler.

Çiftlerin birbirleriyle yaşadıkları sorunlar başlı başına hayatlarının pek çok noktasındaki ilişkileri sağlıklı yönetme süreçlerine olumsuz etki edebileceği gibi, evli ve çocuklu çiftlerin birbirleri arasında yaşanan problemler de kendileri haricinde çocuk veya çocuklarının ciddi sorunlar yaşamasını tetikleyici bir faktör olabilir. Bu nedenle en başta çift ilişkilerine odaklanılsa da bunun yanı sıra çocuk ve ergen davranış bozukluğu ve ruh sağlığı, boşanma/boşanma danışmanlığı, aldatma, tek ebeveynlik, ikinci evlilik, özellikle yeni ilişkiye başlamış veya yeni evli çiftlerde bütçe planlama, evlilik içi çatışma, maddi kaygı ve sorunlar, iş yerinde yaşanan sıkıntılar, depresyon ve kaygı bozukluğu, kendi kendine zarar verme eğilimi ve psikolojik temelli cinsel problemler gibi pek çok alanda çift terapisinden faydalanılabilir.

Çift ve aile terapisi sürecinin aşamaları nelerdir?

Çift terapisi veya evlilik terapisi olarak adlandırılan bu psikolojik terapi süreci ihtiyaca göre farklı uygulamalarla şekillenebiliyor. Çift terapisine eşler birlikte gelebileceği gibi, sürece çiftlerden yalnızca biriyle de başlanabiliyor. Diğer eş sürece daha sonra da dahil edilebiliyor. Eğer bütün aile fertlerini etkileyen boyutta bir sorun yaşanıyorsa, uzmanlar ailenin tüm bireylerini bir arada görmek isteyebiliyor. Çift terapisi uygulamaları genel olarak Ssistemik-psikodinamik, duygu odaklı çift terapisi ve bütüncül ekollerle birlikte, pragmatik experiential model, optimum denge modeli (aile) ve ilişki pusulası modeline dayanıyor.

Phone: 0850 474 03 80
Fax: 0850 474 03 80
Teşvikiye Mah. Sezai Selek Sokak No.14 Hersek Apartmanı Daire:5 (Amerikan Hastanesi Toplantı Salonu Girişi Karşısı) Şişli – Nişantaşı / İstanbul
WhatsApp üzerinden bize yazın Whatsapp

Arayın

Araç çubuğuna atla