Ölüm ve Kayıp Sonrası Yas Terapisi

Ölüm ve kayıp hayatın gerçeği… İster çok zengin olalım ister kıt kanaat geçinelim, ister son derece sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürelim ister zorluklarla mücadelenin yoğun olduğu bir hayatımız olsun, fark etmiyor. Belki de tüm insanların aynı hissi yaşadığı, aynı ortaklığı dünyanın her yerinde aynı tanıdıklıkla hissettiği yegâne olgu, ölüm ve kayıp. Bu yönüyle hem varlığını çok iyi bildiğimiz hem de en büyük sınavı verdiğimiz gerçeklik, yine ölüm ve kayıp oluyor.

Ölüm başlı başına geride kalanlar için zorlu bir süreç olsa da “kayıp” dediğimizde yalnızca ölümden bahsetmiyoruz. Kaybın içine bizi derinden etkileyen ve hayatımızdaki yokluğunu yoğunluklu olarak hissettiğimiz her şey girebiliyor. Örneğin; boşanma, iş kaybı, sevgiliden ayrılma gibi nedenlerle yas tutma süreci yaşayabileceğimiz gibi büyüklerimizden bize emanet kalan, manevi değeri çok yüksek bir eşyayı kaybetmemiz, ülkemizden uzakta kalmamız, bir dostumuzla iletişimimizin kopması, kendimizin daha önceki yıllardaki hallerine derin bir özlem duymak da dâhil olmak üzere pek çok yitim bizi yas sürecine götürebiliyor.

Öncelikle şunun altını çizmemiz gerekiyor; yas süreci depresyon süreciyle büyük benzerlikler içeren, bir kayba bağlı olan son derece normal bir süreç. Hatta eğer yas tutmayı ertelememişsek yani süreci doğru bir biçimde atlatabilmişsek, bu değişim bizim için bir olgunlaşma aracı vesilesi de görüyor. Ancak yasımızı tam olarak tutamamışsak, bu hissi yok saymaya, görmezden gelmeye odaklanmışsak, bu kez değişime uyum sağlayamamaktan kaynaklı farklı sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Örneğin; hayatımızda sürekli o acıların gölgesiyle yaşamaya mecbur kalabiliyor, eski problemlerimizin, hayallerimizin boyunduruğu altına girebiliyor, geçmişe takılıp kaldığımız için “şimdiki zamanımıza” ayak uyduramayabiliyoruz. Üstelik yas tutamayan kişilerin sevgi bağlarını sağlıklı biçimde sürdüremedikleri, bu bağlara ya sıkı sıkıya tutundukları ya da yeterince tutunamadıkları gerçeğiyle karşı karşıya kalma ihtimalimiz yükseliyor.

Yas sürecini doğru anlamak
Yas sürecini anlamlandırabilmek ve kendimizi bu süreçte daha fazla yormamak için, kaybını yoğun biçimde hissettiğimiz her şeyin doğal olarak kederli hissetmemize yol açtığını kabul etmemiz gerekiyor. Ayrıca böylesi yitimler, geçmişte yaşadığımız diğer kayıpları da yeniden bizlere hatırlatıyor, yeniden canlandırıyor. Burada önemli olan nokta ise şu: Kaybettiğimiz her ne ise onun yasını tutabilirsek, sürecimiz tamamlandığında daha yenilenmiş, daha olgunlaşmış bireyler haline gelebilmemiz mümkün oluyor.

Yas tutma yetisini bozan unsurlar
• Bireyin duygusal yapısı yas tutma yetisi açısından belirleyici bir rol oynuyor. Çocukluğunda duygusal ve fiziksel ihtiyaçları tam anlamıyla karşılanmamış veya yine çocukluk döneminde birden fazla kayıp yaşamış olan bireyler, üzüntü ve keder duygularını dışa vurma ve filtresiz biçimde yaşama noktasında güçlük yaşayabiliyorlar.
• Aşırı bağımlı ilişkilerde veya çözüme ulaşmamış bazı sıkıntıların olduğu ilişkilerde yas tutma yetisi bozulabiliyor.
• Ani, beklenmedik ölümlerde hayatta kalanların bu ölümü kabullenme süreçleri sıkıntılı olabiliyor. Bu da yas tutma yetisini olumsuz yönde etkileyebiliyor.
• Toplumsal bazı ön kabuller ve yargılar da bu açıdan belirleyici olabiliyor. Eğer üzüntünün bariz bir biçimde yaşanması ve paylaşılması, kişinin içinde yaşadığı toplumda olumlu bir algı yaratmıyorsa, bu durum kişinin yas tutma sürecini kısıtlayabiliyor.

Yas sürecinin belirtileri nelerdir?
Yas sürecinin çeşitli fiziksel belirtileri olabildiği gibi duygusal, bilişsel ve davranışlar belirtileri de görülebilir. Her an bir şey olacakmış gibi tedirgin hissetmek, iştahta artış veya azalış, nefes alamıyor gibi olmak ve bu nedenle boğulacakmış gibi hissetmek fiziksel belirtilere örnek olarak gösterilebilir. Mutsuz, umutsuz, sürekli bitkin, normal zamanda yapmaktan hoşlanılan işlere ve hobilere karşı ilgisizlik, iş performansında kayıp, kızgınlık gibi belirtiler, duygusal açıdan kişiyi yas sürecinde zorlayan belirtiler olarak sıralanabilir. Özellikle kaybın ilk zamanlarında ortaya çıkan ölümü yadsıma, gerçekliğine inanamama, sık unutkanlık yaşama, konsantrasyon dağınıklığı gibi belirtiler, bilişsel yas süreci belirtilerindendir. Davranışsal belirtilere ise uyku sorunları, uyuşturucu madde kullanımına yönelme, alkol kullanma, sosyal çevreden kaçınma vb. davranışlar örnek gösterilebilir.

Normal yas sürecinin aşamaları nelerdir?
Normal yas tutma sürecinin belirli aşamaları vardır. Bu aşamaların birebir aynı sırayla yaşanması gerekmez. Ayrıca genellikle normal yas sürecinin 6 ay ila 2 yıla kadar aşamalı olarak devam edebildiği görülürken, yine bu sürelerde kişiden kişiye farklılıklar gözlemlenebileceği unutulmamalıdır.

• Şok ve inkâr etme aşaması: Yitimin veya ölümün öğrenildiği ilk anda kısa süreli yaşanan hissizlik yani şok durumudur. Bu durumun ardından kişi ölümü veya kaybı reddetme eğilimi gösterebilir veya tam tersine ölümü veya kaybı tamamen yok sayma, inkâr etme davranışına yönelebilir. Kişi bu dönemde sık sık ağlayabilir veya günlük faaliyetlerini sürdürmekte zorlanabilir.
Arzu aşaması: Kişi bu dönemde ölen kişinin hayata dönmesini veya hayatından çıkmış kişinin geri dönmesini yoğun biçimde arzulayabilir. Bu özlem kişinin yalnız ve kızgın hissetmesine neden olabilir.
Çaresiz hissetme aşaması: Kişi, kaybettiği kişinin yokluğunun bir gerçeklik olduğunu kavramaya başlar ve bu dönemde çok daha çaresiz, umutsuz, yorgun ve isteksiz hissedebilir.
Kabulleniş aşaması: Kaybın ardından belli bir süre geçtikten sonra kayıp tamamen kabullenilir ve keder duygusu giderek azalmaya başlar. Kişi bu dönemde yaşamını yeniden gözden geçirebilmeye, planlar yapabilmeye başlar ve geleceğe dair umutlu hissedebilme evresine geçer.

Kişi ne zaman psikolojik açıdan destek almalıdır?
Komplike veya travmatik yas süreci olarak adlandırılan süreç yaşanıyorsa, burada bir uzmanın desteğini almak faydalı olabilir. Kaybedilen kişi ile kaybeden kişi arasında çözüme kavuşamamış sorunların varlığı, ayrılıklar karşısında aşırı zorlanma yaşanan bağımlı ilişkiler vb. durumlarda komplike/travmatik yas ortaya çıkabilir. Devamlı olarak yas hissi yaşayan birey bir taraftan kaybını geriye döndürmek isterken, diğer taraftan yitirdiği ilişkinin daha az zorlayıcı olmasını talep eder. Görüldüğü gibi bu çelişki faktörü kişinin hem kaybettiği kişiyi büyük bir özlemle kurtarma arzusu yaratabilir hem de çözülememiş sorunlar nedeniyle zorlu yaşanmışlıklar kişiden kurtulma içgüdüsünü de açığa çıkarabilir. Bu durum ise kişinin içinden çıkılmaz bir kısırdöngüye girmesine ve kendisiyle ciddi iç çatışmalar yaşamasına neden olabilir. Bu gibi komplike/travmatik yas süreçlerinde bilişsel davranışçı terapinin, bireye büyük yararlar sağlayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Yasal Uyarı: Bu yazı ile birlikte bu web sayfasındaki yazılı metinlerin tamamı tıbbi teşhis bilgisi, tıbbi tedavi bilgisi veya tıbbi önerme içermez. Psikoterapiye kabul için psikiyatri hekim yönlendirmesi talep edilebilir.

Phone: 0850 474 03 80
Fax: 0850 474 03 80
Teşvikiye Mah. Sezai Selek Sokak No.14 Hersek Apartmanı Daire:5 (Amerikan Hastanesi Toplantı Salonu Girişi Karşısı) Şişli – Nişantaşı / İstanbul
Hemen Tıkla ! WhatsApp'tan Bilgi ve Fiyat Al :)
Hemen Tıkla ! WhatsApp'tan Bilgi ve Fiyat Al :) Örnek Resim

Arayın